Necdet Şen - 1997
Tüketim toplumu değerlerinin kıskacında sıkışmış bir adamın günün birinde "sahip olduğu" her şeyi yüzüstü bırakıp, yayan yapıldak yollara dökülüşünün öyküsünü anlatıyor bu kitap.
O adam bendim.
Seksen sene evvel belki macera olsun diye İstanbul'dan Bağdat'a, oradan da bir savaş tutsağı olarak Hindistan'a giden dedem Rıza Bey'in izini sürüyordum.
Yaşadığı dere yatağında geceleri ayışığını seyrederken hep denizi merak eden Küçük Kara Balık idi esin perim. Ben de onun gibi denize doğru yüzmeye çabalıyordum. Birkaç parça hırpani giysi ve başucu kitaplarımla doluydu sırt çantam.
Yolumu aydınlatan sokak fenerleri Gılgameş, Odisea, Küçük Prens, Kandid, Sidarta, Yunus ve daha niceleri. Mağluptum, sorularla doluydum. Kurulu düzenini terkedip, kendi iç evrenini keşfedebilmek adına yollara dökülen rahat kaçkınlarından biriydim ben de. Doyumsuz ve çılgın kalabalıktan uzakta, kendi benliğimi tanıyabilmekti yola çıkış nedenim.