Nereye?

 Nereye?

Hızlı Gazeteci * Necdet Şen

Backyard ~ Yaşam Dersleri, 31 Mart 2004


Necdet Şen 1970'li yıllarda Gırgır dergisinde karikatür çizmeye başladı. 1980'de Hey'in mizah eki Curcuna'da çizgi roman çizmesi teklif edildiğinde, kadın bir gazeteci tipi çizmek istedi.

"Gırgır'ın en popüler olduğu dönem Hey dergisi de Curcuna diye bir ek çıkaracaktı. 'Gırgırcı arkadaşlar çıkaracak bu dergiyi' dediler beni de çağırdılar. Bir gün patron ayaküstü acele acele sordu 'Çizgi roman yapmak ister misin' diye. 'Onun için buradayım zaten, kafamda bir kadın gazeteci tipi var dedim. Ufak, tefek, sevimli becerikli bir tip.'

'Kadın olmaz sen erkek gazeteci çiz ama sallanma, tipini belirle, adını koy yarın gazetede duyuracağız' dedi. O aceleyle ben birkaç tip karaladım. Ben aslında Jerry Lewis gibi sakar bir tip düşünüyordum. Birkaç kare çizip verdim, 'Yine kendini çizmişsin olmamış' dediler. Bu sefer Nuri Kurtcebe aldı kocaman çeneli, uzun boylu ve kendi gibi kel bir adam çizdi. Ben aldım ona biraz saç ekledim verdik. Nuri Kurtecebe 'adı Hızlı Gazeteci olsun' dedi. Ben beğenmedim ama öyle kaldı."

1984 yılında Cumhuriyet'e çizmeye başladı. Şen, Gazeteden ayrıldıktan sonra Joker dergisi için Memet ile Memo (1992-1993) öyküsünü çizdi. Daha sonra Hürriyet gazetesine geçerek Değişim Rüzgârı adlı bir çalışmaya başladı (1994-1997). 4 -5 yıla yakın ortadan kayboldu. "Önce üç buçuk ay Hindistan, Nepal, Pakistan'ı dolaştım karayoluyla. Döndükten sonra küçücük bir odada hiç kimseyle görüşmeyerek, nadiren sokağa çıkarak, çoğunlukla kitap okuyarak, ya da karşı duvara bakıp hiç bir şey yapmadan, en fazla düşünerek geçirdim zamanımı. Bir arınma, kendime dönme fırsatı oldu bu bana. İstemediğim hiç bir şeyi yapmamak gerektiğini öğrendim. Duvarların eskimesini seyrettim özetle. Şimdi, artık kendi internet sitemle en bağımsız yoldan okuyucuya ulaşmak istiyorum."

2001 yılında Parantez Yayınlarından "Nereye" adlı kitabı yayınlandı. "1997 yılının 16 Ekim'inde Lâleli'den başlayıp, İran ve Pakistan üzerinden geçerek Asya'nın kalbi Hindistan'a, ve Nepal'in başkenti Katmandu'ya yapılan bir yayan yapıldak yolculuğun öyküsüdür Nereye?"

 Nereye?

"Düşe kalka sürüyor yolculuk. Artık acemice de olsa soluk alabiliyorum. Üzgün bir çocuk yüzü gözkapaklarımın içinde, yanıt beklercesine bakıyor. Karanlığı yararak ilerliyor külüstür yolcu otobüsü. Yol, yol değil tarla sanki. Ama yolculuk sürüyor. Son hızla, hoplaya zıplaya, gacırdaya zangırdaya yol alan taşıtın içinde tanımadığım bir sürü adam, kara saçlı kara bakışlı Beluci delikanlılar ve bir de ben, akıp gidiyoruz koyu bir karanlığın içinde. Kulak tozumda saatin tiktakları hiç susmuyor. Soluk alıp vermenin hazzıyla yetinemiyorum. Çocuğun soru dolu bakışlarıyla karşılaşıyorum gözlerimi her kapatışımda. Yanıtı nereden bileyim çocuk? Daha soruyu tam kavrayamadım ki." Necdet Şen, Uzak Asya yollarında yayan yapıldak bir iç yolculuğun öyküsünü yazıyor. İstanbul'dan Hindistan'a uzanan gerçek bir seyahat bu. (Arka Kapak)

2002 yılında Yayınevi, Hızlı Gazeteci'nin tüm serüvenlerini içeren bir diziyi başlattı. Şimdiye dek (Mart 2004) 26 adet yayınlanan Hızlı Gazeteci kitapları sırasıyla şöyle:

26: Bir Magazincinin Portresi

"Bir Magazincinin Portresi", Cumhuriyet gazetesinde 1984 yılının 3 Kasım'ında başlayan ve muhtemelen 28. ve 29. kitaplarda yer alacak olan "İffet Nasıl Afet Oldu?" adlı uzun öykünün ardından yazıp çizdiğim ikinci öyküydü. Demek ki 1985 yılının ilk yarısına ait oluyor.

25: Cambıldak Koyu Uygarlıkla Nasıl Tanıştı?

"Aslında Cambıldak Koyu, Akdeniz ve Ege kıyılarındaki tüm koyları, körfezleri, bakir doğa parçalarını simgeleyen hayal mahsulü bir yer. 60'lı yıllarda başlayıp 80'li yıllarda çılgınlık mertebesine varan "güneyde bir yazlık sahibi olma" furyasına duyduğum tepkiyi anlatmaya çalıştım elden geldiğince"

24: Üzgünüm Leylâ

"Bu kitapta yer alan Üzgünüm Leylâ adlı sergüzeşt, Hızlı Gazeteci'nin Cumhuriyet'teki ikinci yılında çizdiğim tamamen üfürme (yani, nasıl deerler, completely fiction) öykülerdendir. Çıkış noktası 1981 yılında İzmir fuarında gezinirken oradaki Lunaparkta gördüğüm balerin şeklindeki dönme dolabın yüzündeki ne anlama geldiğini bir türlü tanımlayamadığım biraz gizemli, biraz salak, ama insanı yakalayan, kendine baktıran gülümsemedir"

23: Pala İzzet Cinayeti

"Elinizde tuttuğunuz bu kitabın yedinci sayfasında başlayan Pala İzzet Cinayeti adlı öykü, esas itibariyle gerçek bir hadiseden yola çıkılarak yapılmıştır. O bitince başlayan Rakibim Çarli namıyla maruf sergüzeşt daha da gerçektir ve "keriz neco" adlı anonim bir kişi tarafından tıpatıp yaşanmıştır. Yaşanırken delmiş de geçmiş, öyküsü kalmıştır yadigâr"

22: Gazetecinin Bir Günü

"Gazetecinin Bir Günü sanırım 1986 yılında yazılıp çizilmiş olmalı. (Kusura bakmayın, hep böyle yaklaşık tarihler veriyoruz. Yazarımız biraz bunak olduğu için hatırlayamıyor, çizerimiz ise hayatından bezmiş, çizgiyle ilgili tek kelime duysa bunalıma giriyor; haliyle bize de böyle muğlâk konuşmak düşüyor.)

21: Kuyruklu Belâ

"Bu kitapta 50. sayfada başlayacak olan Kuyruklu Belâ adlı öykü diğerlerinden farklı olarak o yıllarda yaşamakta olduğum "manyak kapı komşusu" faciasının sevimlileştirilmiş özetiydi. Değişik bir adla da olsa öyle birileri vardı ve ben o olayları (ve anlatmadıklarımı) yaşarken pek gülemiyordum doğrusu. Neyse ki bu türden "yaşanmış" öykülerim çok az."

20: Ver Ar Yu Going Corc?

"Ver ar yu going Corc"u 1985 sonbaharında (Gemi Mezarlığı'ndan önce ya da sonra) çizmiş olma ihtimalim kuvvetle muhtemel. Kesin tarih veremiyorum, çünkü kayıt-kuyut tutma huyum yoktur. Bu macerayı sizden azıcık önce -yayına hazırlamak için- tekrar önüme koyduğumda, "aman yarabbi, çok abazan bir dönemimde çizmişim!" dedim. Ya da belki yanlış arkadaşlarla dolandığım bir dönemdeymişim. Çünkü öyküdeki lumpen söylem yıllar sonra bakınca beni bile irkiltti."

19: Batık Kent

"Batık Kent öyküsünü, bir önceki kitapta yer alan Gemi Mezarlığı'ndan bir yıl önce, 1985 yazında Kekova'ya yaptığım yarım günlük ziyaretten sonra çizmiştim. Ola ki oralarda bir hafta falan geçirseymişim, noolurmuş, bilemiyorum."

18: Gemi Mezarlığı

"Zaman zaman konu bulmakta zorlanan çizer arkadaşlara "bana bir cümle söyle, üzerine hikâye kurayım" dediğim olur. Kendini beğenmişlik işte. Ama diğer yanıyla da gerçek payı yok değil. Örneğin, bu kitaptaki Gemi Mezarlığı öyküsünü, 1996 (ya da 98) yılıydı sanırım, memuriyet nedeniyle İnebolu'da yaşayan abimi ziyaretim sırasında "falanca yerin açıklarında bir batık gemi olduğu söyleniyor" benzeri bir cümleden yola çıkarak yazıp çizmiştim."

17: Tatilcinin El Kitabı

"Tatilcinin El Kitabı'ndaki dizi karikatürler 1990 ve 1991 yıllarının yaz aylarında yapıldı. Yöneticinin El Kitabı da o sıralarda yazılıp çizilmiş olmalı, ama yılını unuttum. En sondaki öykü Üçüncü Tekil Şahıslar'ı da ne zaman yazıp çizdim, pek hatırlamıyorum; ama bugüne kadarki Hızlı Gazeteci öyküleri arasında en "aslına uygun" özelliği taşıyanlardan birisidir diyebilirim."

16: Hayatım Çizgi Roman

"Karikatüristlerin kendileri bazen çizdikleri karikatürlerden daha gülünç olabiliyor. İçinde yaşadıkları dünya okurlar tarafından fazlasıyla merak edildiği halde -nedense- içeriden dışarıya hemen hiç bilgi sızdırılmıyor. Mizahçılarla ilgili karikatürlere malzeme oluşturacak, dinleyene kahkaha attıracak derecede uçuk öyküler kulaktan kulağa yayılırken, mizah dergisi okuru masa başında kurgulanmış yapay komikliklere talim ediyor.

Ben de çizerlik serüvenimin başladığı popüler dergiyi yoktan var eden kaytan bıyıklı ve 'hiç kimseyi sevmiyorum' bakışlı Abi'nin öğrettiği "mutfak gösterilmez" düsturuna uzun zaman bağlı kaldım ve -birkaç ufak tefek örnek dışında- çizgi romanlarımın arka planında yaşanan bir sürü renkli öyküyü kendime sakladım."

15: Galiba Sana Aşık Oldum

Arka Kapaktan:

"Nereye Gidicem Ben Şimdi? Yirmibeş Yıllık Anneme Mi? Yoksa Daha Yeni Tanıdığım Sevgilime Mi? Anneme Gitmek Sonsuz Bir Dırdırı Ve Başa Kakmayı Göze Almak Demek. İyi Ama Öteki Türlüsü De Bir Erkeğin Kanatlarının Altından Çıkıp, Ötekinin Kanatlarının Altına Girmek Değil Mi?

14: Sevmek Bir Çok Şeyi Göze Almaktır

"Sevmek Birçok Şeyi Göze Almaktır, 1988 yılının ortalarında, Bacı'dan hemen sonra başlayıp 227 gün sürdü. Öykünün adına, sözleri Murathan Mungan tarafından yazılıp Yeni Türkü grubu tarafından seslendirilen popüler bir şarkı esin kaynağı oldu."

13: Bir Geminin Son Seferi

"Bir Geminin Son Seferi, Cumhuriyet gazetesinde 1997 yılının ilk 6 ayında yazılıp çizildi. Çizgi romanlardaki ayrıntıların ekseriyetle işkembeden sallanmasını kanıksamış olan okura, bu öyküdeki olayların ve denizcilik bilgilerinin sallama olmadığının, bayaa sıkı bir "araştırmacı çizgi romancılık" örneği olduğunu ve her ayrıntının konunun erbabına sorulup edildiğini fısıldamak isterim."

12: Papatya

"Bu kitapta Memet ile Memo sona eriyor ve (sanırım 1985 ya da 86 yılında) Cumhuriyet'te yazıp çizdiğim Paraşütçü adlı öykü, ardından da bu kitaba adını veren ve Pişmiş Kelle dergisinin ilk 6 sayısında (sanırım 1989'da) yazıp çizdiğim Papatya adlı öyküm yer alıyor.

Gerçi bütün bu çizgi romanların hepsini ben yaptım ettim, ama hani illâ bir seçim yapmam gerekseydi, en beğendiklerimin Papatya ve Memet ile Memo olduğunu kulağınıza fısıldayıverirdim. Niye bilmiyorum. Belki Cumhuriyet'te değil de başka yerlerde çizdiğim içindir."

11: Olur Mu Böyle Olur Mu?

Arka Kapaktan:

"Memet: Allah'ın İttirettiği Bir Yere Gidiyorum. Ve Orada Bana Dönmüş Namlular Var. Aslında Hınçları Bana Değil, Bu Kirli Yeşil Üniformaya. Ama Kurşunu Sıktıklarında İçinde Ben De Olucam.
Memo: Ben Değil, Bahtım Israrlı Babo! Anliysen Mi Gurban? Artıh Ben Namlunun Ucundayam! Felek Bana Dagın Yolunu Gösteriir! Madem Ki Gan Damarda Durmayacah, Bagri Dagda Aksin, Erkeg Gibi Vuruşa Vuruşa Ölek!
Memo'nun Arkadaşı: Aah Memo! Cahil Memo! Değer Mi Be? Telef Olup Gideceğin Daglarda! Aç Sefil De Olsa, Ezilereg Bile Olsa, Yaşamag Çog Güzel Ülen Memo!

10: Memet İle Memo

"Hızlı Gazeteci'nin siyasî içerikli öykülerinden biri olan Memet İle Memo'yu 7-8 bin tirajlı ve kısa ömürlü bir çizgi roman dergisi olan Joker'de yazıp çizmiştim. Bu kitapta son bölümü yayınlanan Bacı'nın hemen ardından o başlıyor."

09: 'Bir Ara Uçuyorum Sandım'

"Hızlı Gazeteci'nin en çok okunan, en çok toz ve mıcır kaldıran, hakkında en çok makale, yorum, mülâkat kaleme alınan öyküsü idi BACI.
1987 yılının Haziran'ında başlamıştım çizmeye. Haftanın yedi günü gazeteye gittim. Sekiz ay sonra, 1988'in (sanırım) Şubat'ında bitti. Ama Bacı üzerine yapılan tartışmalar, etrafında oluşturulan söylence, Bacı'ya yapılan olumlu-olumsuz atıflar aradan geçen 14 yıla rağmen hâlâ bitmedi.

08: Bacı

""Mış Gibi" Cumhuriyet gazetesinde çizdiğim son Hızlı Gazeteci öyküsü idi. Bundan 10 yıl önce, 1992 yılının (sanırım) Nisan ayında, gazete yönetimini kıvrak ayak oyunlarıyla ele geçiren bir güruha alenen muhalefet eden tek kişi olan çizerine (yani bendenize) tahammül edilemediği için cart diye yayından kaldırıldı. Ve uzunca bir süre okurlarından uzak kaldı"

07:'Mış Gibi'

"Değer verdiğimiz şeylere değer verirmiş gibi, kafa yorduklarımıza kafa yorarmış gibi, duygularımızı paylaşırmış gibi, yüreğini açarmış gibi yapan, ama aslında sadece 'mış gibi' yapan ve yapay, kulaktan dolma sözlerle hayatımıza giren herkesi sahiden kendimiz gibi sanma hatasına sık sık düştüğümüzü düşünüyorum; o nedenle sonunda 'Mış Gibi' adında karar kıldım. Hayatımdan birçok tufeylî insan geldi geçti."

06: Bozacılar Ve Şıracılar

"Bozacılar Ve Şıracılar, 1991 yılının Şubat ortalarında, yani Körfez Savaşı diye bildiğimiz savaşın hemen ardından yazılıp çizildi. O günlerde bu öyküyü biraz sıkılarak çizdiğimi hatırlıyorum. Niçin sıkıldığımı basitçe açıklamak gerekirse; hayatımda hiç savaş muhabirliği yapmadım; bu öyküyü naklederken ister istemez hayal gücüme ve savaşa ilişkin genel yargılarıma başvurmak zorunda kaldım; ve yazıp çizme sürecim boyunca sık sık içime sinecek kadar derinleşemediğim duygusunu taşıdım.

05: Değişim Rüzgârı

"Değişim Rüzgârı Hürriyet'te 1994 sonlarında başladığında eski dost Hızlı Gazeteci medyaya küsmüş, kayıplara karışmıştı. Ama ben o günlerde birdenbire ortaya çıkıveren Yeni Demokrasi Hareketi'ne karşı ilgisiz değildim. O nedenle, "bu oluşumu irdeleyen bir çizgi roman yapar mısın?" teklifini alınca önce biraz nazlansam da, parasızlığın fendi "medyaya geri dönmeme" inadımı kırmış ve bıraktığım çizgi romancılığa geri dönmüştüm.

04: Beceriksiz Aşık

Arka Kapaktan:

"Sevemeyecekleri Erkeklerle Evlendirilmiş Mutsuz Kadınlar Ve Onların Yaralı Kızları...Sevemeyecekleri Erkeklerle Aynı Yastıkta Kocamayı Kader Bellemiş, Rakı Kokulu Horultulara Boğaz Tokluğuna Katlanmış Sepia Rengi, Ezik Kadınlar..."

03: Biricik, Tombulum Benim!

Arka Kapaktan:

"Kerem Aslı'ya, Mecnun Leyla'ya, Tommiks Suzi'ye Kavuşmuş Mu? Sen Bir Boyalı Kuş'tun, Kitaplara Sığındın. Ve Bu Yüzden Fena Keleğe Geldin. Çünkü Bütün O Kitapları Yazanlar Aslında Aynı Gizli Mezhebe Aittiler; Gerçek Dünyaya Değil De Estetik Bir Ütopyaya Bağlanmışlardı. Farkına Bile Varmadan Onlardan Biri Gibi Oluverdin: Ödlek Ve Hayalperest.

02: Ah Mimoza!

Arka Kapaktan:

"Seferberlik Görmüş Kuşağın Yetinmeye Programlanmış Çocukları Olduğumuzdan Mı Ne, Gele Gele Mahrumiyeti Putlaştırmak Gelmişti Aklımıza. Erdemli Olmayı Kazançlı Olmaktan Üstün Sayıyorduk.
Hepimiz Mi? Hayır, Bazılarımız. Çok Azımız. Ya Diğerleri? Onlar İşlerine Nasıl Geliyorsa Öyle Davranıyorlardı. Daha Ötesine Yetecek Solukları Yoktu. Fırsatçıydılar.

01: Kırılgan Çocuk İrisi

"Yeni dizimizin elinizde tuttuğunuz bu ilk kitabında, 1995 ve 1996 yıllarında Hürriyet gazetesinde Değişim Rüzgârı logosu altında yayınlanan 745 sayfalık uzun öyküsünün ilk bölümüyle Hızlı Gazeteci eski dostlarıyla yeniden buluşurken, yeni okurlarına da "merhaba" diyor.

* * *

Kaynak: Yaşam Dersleri

 

Nereye? ~ Necdet Şen ~ Hindistan, Nepal, Pakistan ve İran yollarında aylar süren yolculuğun güncesi. 264 sayfa, 22 renkli fotograf, Parantez Yayınevi 2001
İstanbul'dan otobüs ile Gürbulak sınır kapısı... İran'da Bazargan, Tebriz, Tahran, Kum, Isfahan ve Zahedan yakınlarında Mirjaveh sınır kapısı... Pakistan'da Taftan Çölü üzerinden Kuetta, Sukkur, Karaçi, Gadani, Tezgam Ekspres ile Lahor... Hindistan'da Amritsar, Delhi, Jaipur, Ajmer, Pushkar, Delhi... Otobüs ile Sanuali sınır kasabası... Nepal'de Kathmandu, Bakhtapur, Patan, Pokhara... Sanuali üzerinden tekrar Hindistan... Varanasi, Delhi, Agra, Fatehpur Sikri, Jaipur, Jodhpur, Jaisalmer, Bikaner, Delhi'nin ünlü Paharganj semti, tekrar Agra... Taj Mahal bahçesinde aylaklık günleri... Bir kez daha Delhi... Uçakla Moskova, oradan İstanbul... Ve satır aralarında bol bol Tirebolu... Uzaktaki çocukluk ülkesi...
internetten indirimli fiyatla alınabilir.
eXTReMe Tracker