Nereye?

Tezgam Ekspres

Necdet Şen - 1997


Bizi Karaçi'den Lahor'a ulaştıran trenin adıydı bu.Hayatımın en renkli tren yolculuğuydu belki de.

Yaşayan Pakistan her şeyiyle o trendeydi uzun yolculuğum boyunca. Bir vagon dolusu tünikli ve bıyıklı adam, az sayıda kadın ve sırt çantalı bir uzaylı. Yerlerde, koridorlarda, tuvaletin önündeki sahanlıkta, bulabildikleri bütün boşluklarda fıstık ve meyva kabuklarının e balgamların üstüne yaydıkları şallarına serilmiş yatan bir sürü yoksul.

Hava kararmadan önce pencereden görünen kırsal Pakistan: keçisini sabunla yıkayan bir köylü çocuğu, ineğin kıçının üstüne konmuş, etrafı seyreden karga, yol kenarlarında çökmüş hacetini gideren çoluk çocuk yetişkin, tarlasını çapalayan, ekinini taşıyan köylü, ağaçların arasında bir görünüp bir kaybolan günbatımı. Her gün aynı koridorda gidip gelirken özlemini çektiğim hakiki dünya, işte orada, trenin penceresinin dışında.

Tezgam Ekspres'in vagonları arasında bağlantı kapıları yoktu. Birinden diğerine geçmek için dışarıdan dolaşmak gerekiyordu.

Tren istasyonlarda durduğunda bunu yapmakta hiç bir zorluk yoktu tabii ki ama koridorlarda öbek öbek yatan insanların üstüne basa basa geçerek bir şeyler satan satıcıların da vagon değiştirmek için istasyona kadar bekleyecek sabrı hiç yoktu.

O taraftaki kapıdan giren çaydanlıklı adam "garam çayi garam çayi" diye bağırarak ve isteyenlere kullanılıp atılan toprak bardaklarla sıcak sütlü şekerli çay servisi yaparak koridoru arşınlarken, diğer uçtaki kapıdan giren kör adam ve onu kolundan tutmuş sürükleyen megafonlu yardımcısı da cihazı kulaklarımıza doğrultarak para dileniyordu.

Sonra çaycı kocaman çaydanlığıyla o kapıdan, kör dilenci ve yardımcısı da diğer kapıdan dışarı sarkıp, gecenin karanlığında uçarcasına yol alan trende vagon değiştiriyorlardı.

(Sayfa 39,40)

 

Nereye? / Necdet Şen / Hindistan, Nepal, Pakistan ve İran yollarında aylar süren yolculuğun güncesi. 264 sayfa, 22 renkli fotograf, Parantez Yayınevi 2001

İstanbul'dan otobüs ile Gürbulak sınır kapısı... İran'da Bazargan, Tebriz, Tahran, Kum, Isfahan ve Zahedan yakınlarında Mirjaveh sınır kapısı... Pakistan'da Taftan Çölü üzerinden Kuetta, Sukkur, Karaçi, Gadani, Tezgam Ekspres ile Lahor... Hindistan'da Amritsar, Delhi, Jaipur, Ajmer, Pushkar, Delhi... Otobüs ile Sanuali sınır kasabası... Nepal'de Kathmandu, Bakhtapur, Patan, Pokhara... Sanuali üzerinden tekrar Hindistan... Varanasi, Delhi, Agra, Fatehpur Sikri, Jaipur, Jodhpur, Jaisalmer, Bikaner, Delhi'nin ünlü Paharganj semti, tekrar Agra... Taj Mahal bahçesinde aylaklık günleri... Bir kez daha Delhi... Uçakla Moskova, oradan İstanbul... Ve satır aralarında bol bol Tirebolu... Uzaktaki çocukluk ülkesi...

Okura Not: Son zamanlarda giderek artan bir sıklıkta "Nereye'yi -internet de dahil- hiç bir yerde bulamadığını ve bu konuda kendisine yardımcı olup olamayacağımı" soran postalar alıyorum. Bu tür isteklere her seferinde "elimden gelen bir şey yok" türünden cevaplar vermek beni üzüyor.

Parantez'in bastığı kitabın ilk baskısı bitti. (Galiba artık Parantez adında bir yayınevi de kalmadı.) Benimse hiç kimsenin kapısını çalıp "kitabımı basar mısınız" diye sormaya niyetim yok.

Beni anlayacağınızı umuyorum. "Gene de anlayamadım" diyorsanız, şu yazıyı okumanızı öneririm:

Bir yiğit bir kitap yazsa, gör başına neler gelir!

 

©