(Caisalmer 11 Ocak)
Kız çocuğunun teki elinde bir tepsiyle evden çıktı. İneklere gene saman getirdi sandım, ama öyle değilmiş.
Az önce kazara basıp biraz zarar verdiğim taze inek kakasını avuçlayıp avuçlayıp tepsiye doldurdu ve eve götürdü.
Ve bu kadar insan hayvan ve araç kalabalığına rağmen ortalıkta neden o kadar az çöp olduğunu o an çözdüm. Doğu insanı hiç bir şeyi ziyan etmiyor. İnekler gazete kâğıtlarını kutuları naylon torbaları, domuzlar dışkı da dahil her şeyi, insanlar da onların kazuratını değerlendirerek enerji ve kaynak israfını en alt seviyeye çekiyorlar.
Sokakta bir şey yediğimde etrafta çöp tenekesi falan bakınmıyorum hiç, elimdeki muz kabuğu kesekağıdı poşet kutu ne varsa "onun yeri yer" diyorum ve kaldırıp atıyorum. Ben daha iki adım atmadan o çöp çoktan bir ineğin börkeneğine doğru kaymaya başlamış oluyor. Burada adet böyle, kibarlığın lüzumu yok.
(Sayfa 216)
Kitaptan Bölümler
Kitap Hakkında Yazılar
Nereye? / Necdet Şen / Hindistan, Nepal, Pakistan ve İran yollarında aylar süren yolculuğun güncesi. 264 sayfa, 22 renkli fotograf, Parantez Yayınevi 2001
İstanbul'dan otobüs ile Gürbulak sınır kapısı... İran'da Bazargan, Tebriz, Tahran, Kum, Isfahan ve Zahedan yakınlarında Mirjaveh sınır kapısı... Pakistan'da Taftan Çölü üzerinden Kuetta, Sukkur, Karaçi, Gadani, Tezgam Ekspres ile Lahor... Hindistan'da Amritsar, Delhi, Jaipur, Ajmer, Pushkar, Delhi... Otobüs ile Sanuali sınır kasabası... Nepal'de Kathmandu, Bakhtapur, Patan, Pokhara... Sanuali üzerinden tekrar Hindistan... Varanasi, Delhi, Agra, Fatehpur Sikri, Jaipur, Jodhpur, Jaisalmer, Bikaner, Delhi'nin ünlü Paharganj semti, tekrar Agra... Taj Mahal bahçesinde aylaklık günleri... Bir kez daha Delhi... Uçakla Moskova, oradan İstanbul... Ve satır aralarında bol bol Tirebolu... Uzaktaki çocukluk ülkesi...
Okura Not: Son zamanlarda giderek artan bir sıklıkta "Nereye'yi -internet de dahil- hiç bir yerde bulamadığını ve bu konuda kendisine yardımcı olup olamayacağımı" soran postalar alıyorum. Bu tür isteklere her seferinde "elimden gelen bir şey yok" türünden cevaplar vermek beni üzüyor.
Parantez'in bastığı kitabın ilk baskısı bitti. (Galiba artık Parantez adında bir yayınevi de kalmadı.) Benimse hiç kimsenin kapısını çalıp "kitabımı basar mısınız" diye sormaya niyetim yok.
Beni anlayacağınızı umuyorum. "Gene de anlayamadım" diyorsanız, şu yazıyı okumanızı öneririm:
Bir yiğit bir kitap yazsa, gör başına neler gelir!
©